Yeni Sitemizde Yayındayız

Politika Dergisi Sayı 15

href="http://www.politikadergisi.com/sites/default/files/PD15.zip">Politika Dergisi Sayı 15'i İndirmek İçin Tıklayın.

 

Arslan Bulut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arslan Bulut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2008 Perşembe

Büyükanıt'ın "Ergenekon denilen operasyon" ifadesi ve ABD'nin talebi!

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Makedonya Genelkurmay Başkanı ile görüşmesi sırasında Genelkurmay karargâhında basın mensuplarına açıklama yaparken, “Ergenekon denilen operasyon” ifadesini kullandı.

Büyükanıt, bu ifadeyle Ergenekon kavramının operasyon adı olarak seçilmesinden rahatsızlığını belirtmiş oluyor. Fakat tabii ki “Her toplumda yasa dışı yollara giden insanlar çıkabilir. Bunların yaptıkları yargı önünde görüşülür ve yargı kararını verir. O da uygulanır.”
Büyükanıt, “Benim burada söylemek istediğim; bu konuyla ilgili başka bir şey var” diyerek, operasyonu Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratma kampanyasına dönüştürenlere cevap verdi:
“Her fırsatta, bu tür ortaya çıkan bir şeyleri Silahlı Kuvvetlerle ilişkilendirme çabaları geçmişte de olmuştur, şimdi de oluyor. Türk Silahlı Kuvvetleri bir suç örgütü değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde hata yapan, gereğini, yargı önünde cezasını çeker. Onun için beyhude gayretlerle bu tür şeyleri Silahlı Kuvvetlerle ilişkilendirmek beyhude bir çabadır. Bir suç varsa bunun karşılığında bir ceza da vardır. Bu cezayı verecek olan da yargıdır. Kişiler değildir.”

***
Ergenekon, Türklerin iki genç kalıncaya kadar yok edilmesi, ama 400 yıl içinde evlenip çoğalarak eski gücüne kavuşmasını anlatan bir destan. Atatürk döneminden bizim çocukluğumuza kadar da birinci sınıfta okumayı yazmayı öğrenen ilkokul öğrencileri için ’İkinci Sınıf Türkçe Okuma Kitabı’nın ilk sayfalarına yerleştirilen bir destan!
O kitapta başka neler vardı? Oğuz Kağan destanı vardı, Ziya Gökalp’in “Kızılelma” şiiri vardı!
Kızılelma, Türklerin ülküsü demektir! Fakat Radikal gazetesi tarafından siyasallaştırıldı ve günümüzdeki milliyetçi ulusalcı yakınlaşmasına yakıştırıldı. Radikal, bu yakınlaşmayı terörize etmeye çalışan bir grup için bu kavramı kullandı!
Ergenekon, ilkokuldaki bir Türk çocuğunun tarih bilincinin oluşmasında ilk adımdı! Demek ki Ergenekon ve kızılelma kavramlarıının kirletilmesi, Türk kimliğine yönelik psikolojik bir saldırıdır. Türklüğe saldırıdır!

***
Gerçi Ergenekon kavramı öteden beri, derin devlet olarak gösteriliyordu. Hatta, Türkiye’deki NATO güdümlü komünizmle mücadele operasyonunun genel adı olarak da kullanıldı. Fehmi Koru, bu duruma işaret ettikten sonra, şimdiki Ergenekon’un tasfiyesinin 5 Kasım’da Tayyip Erdoğan-George W. Bush görüşmesinde kararlaştırıldığını söyledi!
Demek ki Ergenekon veya başka bir ad ile olsa bile veya örgüt söz konusu olmasa dahi, söz konusu faaliyetlerden en çok rahatsız olan güç ABD derin devletidir!
ABD Başkanı’nın düğmesine bastığı bir operasyonda polisin Ergenekon adını kullanması manidardır!
Denilebilir ki, “Bu adı kullanan polis değil, sanıklardır!”
Hayır, öyle değil! Sanıklardan emekli tuğgeneral Veli Küçük, Ergenekon kavramını bir konuşmasının sonunda Türklerin en kötü şartlardan nasıl çıktığını izah etmek için kullandı diye, her türlü suçla bağlantılı gösterilen ve “çete” iddiası ile mahkemeye sevk edilen bir gruba Ergenekon adı verilmesi, Türk Milleti’ne operasyon yapıldığı fikrini doğurur. Bunun tahribatı da çok ağır olur, sonuçları da!
Bu bakımdan, Büyükanıt’ın “Ergenekon denilen” ifadesine dikkat edilmesinde fayda var!
Çünkü hepimiz Ergenekon’dan geldik! Soruşturmayı yapan polisler de Ergenekon’dan geldi!
Operasyonun düğmesine ABD basmış ve hedefteki asıl güç TSK ise konuyu herkesin bir defa daha değerlendirmesinde fayda var!
Çünkü, TSK’ya operasyon, Türklerin Anadolu’dan atılması sonucunu doğurur ki, yeniden Ergenekon şartlarına dönmüş oluruz!Yoksa operasyona bunun için mi Ergenekon denildi?


Arslan Bulut

24 Ocak 2008 Perşembe

Sevinmeyin Amerikan Şakşakçıları !

ABD, Avrasya coğrafyası üzerinde, tarihte ancak Cengiz Han’ın başarabildiği büyük bir operasyona girişti. Birinci Körfez Savaşı’nı esas alırsak 18 yıl sonra ekonomik olarak havlu atmak zorunda kaldı. Bugün ABD Başkanı, Arap liderlerine yalvarma gezileri düzenlemektedir!

***

Cengiz Han ve halefleri, 13. yüzyıldan başlamak üzere, üç büyük hamle yapmıştı. Birincisi, Sibirya, Polonya, Macaristan, Hırvatistan ve Sırbistan’a doğru, ikincisi Hazar denizi ile Hindikuş dağları arasından İran, Irak ve Suriye’ye, üçüncüsü ise Kuzey Çin’e doğru gerçekleşmiştir.
ABD ise İngilizler’in ünlü strateji uzmanı Mackinder’in “Tarihin coğrafi ekseni” başlıklı makalesinde çizdiği “Doğal Güç Merkezleri Haritası” ndaki eksen bölgeyi kuşatmak istedi. Mackinder, bugünkü Rusya Federasyonu’nun bulunduğu kara parçasını “eksen bölge”, Batı Avrupa, Akdeniz ülkeleri ve Güney Asya’yı “iç veya kenar hilâl”, dünyanın daha güneyini de “dış veya adasal hilâl toprakları” olarak tanımlamıştı.
Mackinder’in bir cümlesi, Avrupalıların meseleye hangi açıdan bakması gerektiğini anlatıyordu:
“Avrupa uygarlığı, büyük oranda, Asyalıların istilasına karşı verilen laik mücadelenin sonucudur.”
Bu bakış geçerli ise Amerikan saldırıları da Asya’yı ve Güney Amerika’yı bir araya getirmektedir. ABD ekonomisinin asıl çöküş sebebi budur.
Mackinder, Haçlı saldırılarını hangi laik temele oturtuyor bilemiyoruz ama bugünkü Amerikan saldırılarının yeni bir Haçlı seferi olduğunu ABD Başkanı George W. Bush itiraf etmişti.
Fas’tan Çin Seddi’ne kadar uzanan topraklar Amerikan hedefidir. Bu topraklar, Mackinder’in iç kenar hilâl dediği topraklardır. Eksende ise Rusya Federasyonu hâlâ hakimdir! Dolayısıyla, Amerikan saldırılarının, Rusya topraklarını kuşatma anlamına geldiğini söyleyebiliriz.
ABD, Londra’dan başlamak üzere, Madrid, Roma, Atina, Ankara, Şam, Bağdat, Tahran, Kabil ve nihayet Bişkek arasında uzanan bir çizgi üzerinde askeri operasyonlar uyguladı. Avrupa’da ise, Polonya’dan Bulgaristan’a kadar başka bir iç kuşatma hattı daha çizmiş durumda. Kafkaslar’da da Trabzon, Tiflis, Erivan ve Bakü arasında bir hat oluşturmaya çalıştı. Bütün bu hatların, kuşattığı topraklar Rusya topraklarıdır. Tabii, Polonya-Bulgaristan hattı Almanya ile Rusya’nın arasına girmekte, Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu hatları da Türkiye ile İran’ı kuşatmaktadır. Demek ki Türkiye, İran ve Almanya’yı askeri açıdan kontrol altına almadan, Rusya üzerinde operasyon yapmayı mümkün görmüyorlar.

***

Amerika, Asya’nın direnmemesi için de bir formül geliştirdi. Öncelikle kuşatma hattındaki bütün ülkelerin yönetimlerine, kendi ekonomik, siyasi ve kültürel politikalarını hakim kıldı. Bazı ülkelerde turuncu devrimlere girişti. Bunun sonucunda da o ülke yönetimlerine büyük ölçüde, doğrudan kendisinden talimat alan kadroları oturttu. ABD, demokrasi ile yönetilen Türkiye gibi ülkelerin siyasi partilerinin içine de nüfuz etti!
ABD, Afganistan ve Irak’ı ise doğrudan işgal etti.

***

Biz, 21 Ağustos 2003 tarihinde, Amerika’nın bu savaşı kazanma ihtimalini sıfır olarak görüyorduk. Çünkü böylesine kıtalararası büyük bir savaş operasyonu FED’in karşılıksız olarak bastığı dolarlarla sürdürülemezdi. Nitekim bugün ABD ekonomisi, kendisiyle birlikte dünya ekonomisini de çökertiyor! Artık ABD’yi Suudi Arabistan Kralı da kurtaramaz!
Bazı yorumcular, bu çöküşün dünya ekonomisini yönetenlerin bir oyunu olduğunu söylüyor ama küresel kapitalizmin şakşakçıları, eşek dikeni bulmuş gibi fazla sevinmesin; tablo hiç de öyle görünmüyor! Asıl küreselleşme hoşaf olmuştur!
Diyeceksiniz ki eşek hoşaftan ne anlar!

Arslan Bulut

Yazı Hakkındaki Yorumunuzu Bırakın

© Blogger Templates | Tech Blog