
1959 yılında gerçekleşen Küba Sosyalist Devrimi’nin baş mimarlarından birisi idi Comandante.
Ernesto Che gibi savaşkan da değildi. O bir kurucu idi.
O Kübalı idi herşeyden önce.
Ernesto gibi enternasyonal değildi.
Fidel Küba’nın otoriter başkanı idi, kurucusuydu.
Ancak 49 yıl yönetimde durmasına rağmen hâlâ istenilen yönetsel yapıyı kuramamasına ne demeli?
Şimdi bir de Büyük Atatürk’ün yaptıklarına bakalım.
Yazının başlığında Atatürk ve Castro isimlerini görüp Fidel’deki Atatürk sevgisini anlatacağım sanılabilir. Hayır, onu yapmayacağım.
Kemal Paşa, yurdunu büyük bir emperyalist atağa karşı büyük bir özveri ve inançla savunmuştur. Bu yönü Fidel’in kahramanlığı ile paralellik gösteriyor.
İşte Mustafa Kemal’i klasik ulusal kahramandan ziyade bildiğimiz Mustafa Kemal yapan özellik bundan sonra başlıyor.
Büyük bir imparatorluk geçmişinin pozitif yönleri olduğu gibi yeni kurulan yapı için de büyük handikaptır. Hâlâ o geçmişle yaşayanlara gerçekleri göstermek kolay değildir.
Yeni bir sistemi kurumlarıyla, eğitimiyle, mantığıyla, felsefesiyle yerleştirmek çok zordur.
Mustafa Kemal’in yapısının hiçbir yerden kopya olmaması büyük bir düşünsel temel ister.
Klasik anlamda, dünya kapitalizmine yamanmış bir liberal sistem kurmaması da…
Emperyalizmin tam ortasında onla mücadele etmek de…
İçerideki çürümüş beyinleri kendine getirmek de kolay değildir.
Ancak tüm bunlara ve kısacık ömrüne rağmen Mustafa Kemal Atatürk istediklerini bir nebze yapabilmiştir. Çünkü gençliğe güvenmiştir. Çünkü o devrimi yalnızca kendisine bağlamamıştır.
Sonra gelenlerin tüm gaflet, dalalet ve ihanetine rağmen…
Nice askeri darbe, emperyalist müdahaleye rağmen…
Demek ki Gazi Paşa, birçok şeyi doğru yapmış ve biz iyi ki O’nun ülkesinde yaşıyoruz.
Bu arada Küba’nın yeni döneminde dirençlerinin devamını ve mutlu günler diliyorum.
