Yeni Sitemizde Yayındayız

Politika Dergisi Sayı 15

href="http://www.politikadergisi.com/sites/default/files/PD15.zip">Politika Dergisi Sayı 15'i İndirmek İçin Tıklayın.

 

16 Mart 2008 Pazar

Emete Gözügüzelli'nin Yeni Kitabı: "Vurun Kahpe Kıbrıs'a"


İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ.. 13

Birinci Bölüm I. Kıbrıs Tarihine Kısa Bir Bakış. 23

1. Ada’nın Osmanlılar Tarafından Fethi 24

2. Ada’daki Nüfus ve Gayrimüslimlerin Durumu.. 27

3. Megali İdea’nın Temelleri 29

4. Ada’nın 92.000 altına İngilizlere Kiralanması 33

5. İlk İngiliz Donanma Amirali’nin Adaya Gelişi ve Sonrasında Yaşanılanlar... 34

6. Lozan’da Kıbrıs Türkleri 43

7. 1931 İsyanı 45

8. İkinci Dünya Savaşı’na Doğru Kıbrıs. 51

9. Başpiskopos Makarios III’ün Ada’ya Gelişi ve 1950 Yılındaki Plebisit Talebi 54

10. Kıbrıs Anlaşmazlığı Birleşmiş Milletlerde. 57

11. EOKA Terör Örgütüne Doğru Giden Yol 59

12. Londra Konferansı 61

13. 1960 Ortaklık Cumhuriyetine Doğru.. 64

14. 1963, Soykırım Yılları Başlıyor. 70

15. Özgürlüğe Giden yıl 1974. 86

16. Türkiye’ye Ambargo. 88

17. Amerika’nın Kıbrıs Planı 88

II. Kıbrıs’ta Türk Açılımları 96

İkinci Bölüm
NEDEN ANNAN PLANI’NA “EVET”?. 101

1. Birleşmiş Milletler Kucağındaki Kıbrıs Türkleri 101

2. Ara Bölgedeki BM Barış Gücü Bugün Tarafsız mı?. 103

II. Helenizm Kültürel Miras Propagandası mı Oldu?. 105

1. Annan Planına Rumlar Son Anda mı “Hayır” dedi?. 107

III. KKTC’de Pontuslu’nun İşi Ne?. 113

IV. Annan Planı’na “Evet” Madalyonun Diğer Yüzü.. 121

1. “Kıbrıslı Türkler, Anavatan’daki Türkleri,
Anavatandakiler de Kıbrıslı Türkleri Sevmez”. 129

2. Kıbrıs Türkleri İngiliz Hayranı mı?. 131

V. Türk Askeri Referandum Sonrasında Hedefte mi?. 135

Bölüm III
Psikolojik Savaş Eksenindeki Kıbrıs Türkleri 145

I. Etki Tabanlı Saldırı 145

1. Yeni Dünya Düzeni ve Etki Tabanlı Saldırı 148

2. Hür Dünya ile Buluşmaya Ne Dersiniz?. 152

3. “Project Democracy” KKTC’de. 154

II. Psikolojik Harp.. 159

1. Zihin Kontrolü.. 162

2. Propaganda. 163

III. Kıbrıs’ta Yürütülen Psikolojik Harp.. 169

IV. İki Toplumlu Proje Ağlarının Uçları 181

1. İki Toplumlu Hareket 281

2. Hükümetin Yapısı: 283

3. Güvenlik konusu: 283

4. İnsan hakları: 285

5. Sosyal Konular: 286

6. Ekonomik Konular: iki bölümde ele alınmıştır. 286

7. PRIO’nun Kıbrıs’a yerleşmesinin tarihçesi: 293

8. Rauf Denktaş’ın Rolü; 297

V. KKTC Yönetim Merkezi’nin (Management Center) Fonksiyonu.. 313

VI. Proje Sponsorları 337

BÖLÜM IV
İki Toplumlu Dinlerin Tarihçesi 339

I. Kıbrıs Türklerinin “Birleşik Kıbrıs” çalışmalarındaki iki toplumlu etkinlikler 339

II. Kıbrıs’ta Berlin Heyecanı 343

1. Türk Tarafında, 23 Nisan 2003’te Sınır Kapılarının
Açılması ENOSİS mi Yoksa Taksim mi?
. 343

2. Rum Yönetiminin Kapıları Açılmasına onay vermesinin Yansımaları 345

III. Kapılar Açıldıktan Sonra Rumların Türklere Yönelik Ölümler Paketi 347

IV. Amerikalı Uzman Benjan Broome’un İfşaatları 353

Beşinci Bölüm
Irkçılık Son Buldu (!) 387

I. Kuzey ve Güney’in Milliyetçilik Farkı Var mı?. 389

II. Rum Tarih Kitaplarına Kısa Bir Bakış. 393

III. Derinya Olayları-Solomu Solomo. 397

IV. Rumlar Hiç Irkçı Olmadı (!) 399

V. EOKA ve Kilise Türkleri Hep Sevdi (!) 413

1. Tarih Kendini Yeni Acılara Yineler mi?. 413

2. Güney’deki Hrisi Avgi ve Diğer Irkçı Dernekler. 419

Sonuç. 434

Kaynakça. 460

İki Toplumlu Etkinliklerden Resimler. 468

Belgeler. 482

İneks. 500

ÖNSÖZ

Günlerden 12 Nisan 2007. Milliyetçi dernekler ülkede meydana gelen gelişmeleri ele almak ve eylemler yapmak için bir araya gelirler. Toplantı vakti gelmiştir. Birden toplantı odasının kapısı çalar ve içeriye biri girer. Bir anda salonun dört bir tarafını büyük bir sessizlik sarar. Herkes büyük bir şok etkisi içerisindedir. Gelene bakarlar ve gördüklerine inanamazlar... Odadakiler gözlerini ovuşturur ve tekrar ovuşturur... Odadan içeri giren Kıbrıs Türkünün ölmez tek lideri Dr. Fazıl Küçük’tür. Küçük, “Geri geldim. Sizleri toplantınızda yalnız bırakmak istemedim. Lütfen konuşmalarınıza devam edin” der... Üzerlerinden şoku atan milli dernek yetkilileri birden hararetli konuşmalara başlarlar. Genel Başkan sözü alır, yaptıkları birçok işleri dile getirmeye çalışır. Sonra diğer bir milliyetçi dernek yetkilisi sözü alır, kendi faaliyetlerinden bahseder, nihayet konuşmaların sonunda mevcut hükümeti protesto amaçlı bir etkinlik düşünürler ama bunu bir türlü hangi oluşum altında yapacaklarına karar veremezler. Çünkü, salondaki Başkanlar maalesef ortak bir çatı altında toplanıp mücadele verme yoluna nedense gidememektedirler. Her şey sözde destek ve katılım imzaları ile kalmaktadır. Dr. Küçük toplantıyı ve yaşanılanları büyük bir üzüntü içerisinde izler, ama odadakilere hiçbir şey söylemez ve üzüntüsünü belli etmez. Toplantı bitince kendisine önerilerini sorup danışırlar. Küçük ise bu sorulara şimdi cevap veremeyeceğini, eve gidip dinlenmek istediği söyler. Herkes anlayışla onu evine uğurlarlar ve ertesi gün onun yanına gidip görüşlerini alacakları anın heyecanını taşırlar. Onlar için zamanın geçmesi imkânsız gibidir. Neredeyse hiçbiri uyku uyuyamaz haldedir. Ertesi gün, büyük bir kalabalık Dr. Küçük’ün evine gider. Ancak Dr. Küçük evinde değildir. Gelenler için yazılı bir mektup bırakmıştır. Mektup açılır ve okunmaya başlar; “Kıymetli milliyetçi kardeşlerim! Görüyorum ki sizler bugün bu davayı sen-ben kavgasına dönüştürmüşsünüz, bu kavgadan dolayı gençlerimizi yıllarca ihmal etmişsiniz, Kıbrıs Türkünün milli mücadele tarihini gençlerinize öğretemediğiniz kadar tarihinizi başkalarının yazmasına da sadece sözde protestolarınızla cevap vermişsiniz. Kurulan cumhuriyetinizin toprakları sözde eski Rum malı diye geri iade edilmeye başlanmasına dahi sessiz kaldınız. Halkın arasına inip de durumun vahametini anlatmaktan ziyade yerinizden durumu takip etmeyi seçtiniz... Tüm bu olanları büyük bir üzüntü içerisinde takip etmekteydim. Lakin dünkü toplantıda da kavganızın özündeki amacın ne olduğunu gözlemledim. Efendiler, Ben bu davada gerçekten her anlamda kendini nefer edecek olan köylümün, halkımın yanına gidiyorum. Oradan mücadele meşalemizi yakacağız. Sizler konuşmaya ve kendi aranızda eylemleri tertiplemeye devam ediniz...”

Rum-Yunan’ın baş destekçisi olan Amerika’nın ve Batı dünyasının Kıbrıs Türkleri üzerinde 1989 yılından itibaren gerçekleştirdikleri operasyonları tüm berraklığı ile anlatmaya çalışan bu kitap, gerçeği ve yalnız gerçeği göstermek gayesindedir. Kitap, geçmişin perde gerisini aralayarak, karşı tarafın bugün halen aynı niyet ve maksatla adadaki Türk varlığından duyduğu rahatsızlığı ifşa etmeye çalışacaktır. Bugüne kadar hep, adada herhangi bir Rum yönetimine boyun eğmeyeceğimizi, Rum nüfusun hâkim olduğu bir yönetimi asla kabul edemeyeceğimizi var gücümüzle geçmişten günümüze haykırdık. Kıbrıs, milli davasının haklılığının dünyaya anlatılamadığı gibi yıllarca Kıbrıs Türklerine uygulanan soykırım gerçeğini bile dillendirmekten çekinildiği bir Türk siyasi duruşunun yarattığı boşluktan olsa gerek ki, bugün Yunanlıların sözde “Pontus Soykırımı” iddiaları ile Türk siyasal tarihi yeni bir sürece girmiş bulunuyor.

Üzülerek ifade edeceğim ki, KKTC Devletinin kuruluşunun ardından 24 yıl geçmesine karşın, kendi bağrındaki yeni neslimize dahi, günümüze nasıl, hangi meşgalelerden geçerek gelindiği anlatılamadı. Biraz daha konuyu deşecek olursak, 1974 Mutlu Barış Harekâtı sonrasından itibaren yönetimlerimiz adada “Türklük kimliğimiz, tarihimiz ve manevi bilincimizin muhafaza edilmesi” hususlarına hemen hemen hiç odaklanmayarak; kendini sadece ve sadece dış cepheye odaklaması bugün yaşanılan sıkıntıların kökünde yatan esas etkenlerin daha kolay anlaşılmasına olanak sağlamaktadır.

Bırakılan boşluğun dış unsurlar tarafından doldurulmasının planları KKTC Devleti ilan edildikten sonra daha yoğun bir şekilde baş göstermiştir. Elinizdeki kitapta, yabancı unsurların özellikle de ‘Annan Planı’ döneminde külliyen ortaya çıkan çalışmalarının görülen neticelerini de kapsamaktadır. Aynı zamanda, oluşturulan “barış grupları, vakıf, sivil toplum ve partilerin” pozisyonları ve aldıkları fonlar neticesinde attıkları “barış çığlıkları”nın kökleri araştırılmıştır. Bununla birlikte, Annan Planı sonrasında, dış unsurların nasıl rahat bir şekilde Kıbrıs Türkü’nü asimile/ozmosiz etme sürecinin düğmesine bastıkları, tabiri caiz ise saatli bir bombanın kurulma sürecini başlatarak; Kıbrıs Türkünü hem ekonomik, sosyal, eğitim, ticari, hem de sağlık gibi alanlarda Güney’e kaydırdıkları mevzularını ele almıştır. Kitap; psikolojik savaş kıskacındaki Türk milletinin Kıbrıs’a bakış açısını göstermeye çalışarak, durumun ehemmiyetinin göz önüne alınması gerektiğinin önemine vurgu yapmıştır.

KKTC; bir vagonun rayına oturtulmasıdır. Zira rayına oturduktan sonra karşı karşıya kaldığı tüm ambargolar karşısında ilerlemeye çalışırken; treninin rayının yönünün değiştirilmesi gayesinde olan başta Rum-Yunan ve dış unsurların Şubat 2008 Rum Başkanlık seçimlerinden sonra bu yönde yeni bir süreci yaratmak istedikleri Amerika ve İngiltere’nin açıklamalarında da vukuu bulmuştur. Kitap, KKTC vagonun, rayından sökülüp kenara atılmaması için direnen bazı aktörlerin mücadelesi sonucunda, oluşan yeni düzendeki fay hattının hassas dengelerini yeniden ihdas etmek gayesinde de olmuştur.

Şüphesiz ki, yeni neslimizin fikirlerinde bugünlere nasıl gelindiği konusundaki bir şuur eksikliği olması onların suçu olmayıp, buna sebep olanların mesuliyetinden kaynaklanan bir durumdur. Bu kitap, Kıbrıs davasının 33 yıllık süreçte ne hallere getirildiğini ortaya koymaya çalışırken, geçmiş tarihimizde var olan mücadeleye de değinerek “nereden nereye” geldiğimiz konusunda aydınlatıcı bir yayım olmayı hedeflemiştir.

Bu kitabın başlığı görüldüğü zaman, gayri ihtiyari elinizin kitaba uzanacağı varsayımını bir kenara bırakırsak, işin özünde bugün gelinen süreçte Kıbrıs davasına ve Kıbrıs Türklerine bakış açısının tamamen değişmesinin ıstırabı içerisinde Vurun Kahpe Kıbrıs’a ismini seçmenin uygun olacağını düşündüm. Şüphesiz ki, Halide Edip Adıvar’ın “Vurun Kahpeye” romanı da isim konusunda esin kaynağım olmuştur.
Kitabın birinci bölümünde; Kıbrıs’ın tarihi süreci ele alınmış ve günümüzde hangi boyuta geldiği açıklanmayla çalışılmıştır.

İkinci bölümde; yıllardır Birleşmiş Milletler kucağında “çözüm” arayışları içerisinde olan Kıbrıs Türklerinin, Annan Planı ile hangi sürece sokulmak istendikleri ele alınmıştır. Özellikle de Annan Planı döneminde, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Türk kamuoyunda Kıbrıs Türkleri ile ilgili nasıl bir “algılama” baş gösterdiğini de irdelemeye çalışan kitap, medyanın her iki halk üzerinde yarattığı düşünceleri de incelemektedir. Keza, Kıbrıs Türklerinin plana “evet” demesinden sonra Anavatan’daki birçok insanımızın Kıbrıs Türklerine karşı kırılmasının, kinlenmesinin ve adadaki halka farklı gözle bakmaya başlamasının sebepleri de incelenmiştir. Aynı zamanda referandum sonrasında “Kıbrıs Türkleri Türkiyelileri sevmez” inancının Türk kamuoyunda oluşmasının perde arkası elinizdeki bu kitapta zikredilmeye çalışılmıştır.

Üçüncü bölümde; Kıbrıs anlaşmazlığında özellikle de Amerikan ve diğer dış unsurların Kıbrıs Türkleri üzerinde gerçekleştirdikleri psikolojik harp operasyonlarını ortaya koyma amacındadır. Bugüne kadar Kıbrıs’la ilgili çok şey yazılıp, söylenmiştir. Ancak sadece tarihi süreç kaleme alınmıştır. İçte kaynatılmak istenen kazan ve dış unsurların pençelerine pek değinilmemiştir. Yıllarca Anavatan ile olan bağlarımızın birçok baskı ve uygulamalar karşısında yıkılmaması şüphesiz ki bazı kesimlerin hoşuna gitmemektedir. Bu nedenle 1989 yılından itibaren Kıbrıs Türkü yoğun psikolojik savaşın eksenine oturtulan bir sürece girmiştir. İşte bu ortamda, yıllarca Kıbrıs davasına hizmet verenlerin nerelerde hata yapmış ve boşluklar bırakmış oldukları da masaya yatırılacaktır. Nitekim bu kitap, Etki Tabanlı Saldırı metodu, Psikolojik Harp, Zihin Kontrolü, Propaganda, demokrasi ihracı gibi kavramları inceleyerek, Kıbrıs Türkleri üzerinde kurulan sivil ağları ortaya koymaya çalışmış, iki toplumlu etkinlikler adı altında oluşturulan barış gruplarının hangi maksatla kullanıldığını da detaylıca ele almıştır.

Dördüncü bölümde; İki toplumu etkinliklerin tarihçesi, kapıların açılması ile Kıbrıs’ın Berlin modeli birleşmeye mi yoksa taksime doğru gittiği mi konuları da incelenmiştir. Aynı zamanda, Amerika’dan adaya gelerek iki toplumlu etkinliklerin artırılması için çalışmalarda bulunan Prof. Dr. Benjamin Broome’un ifşaatları da açıklanmıştır.

Beşinci bölümde; Kıbrıs’ta Güney’de artan milliyetçilik ve ırkçılık, Rumların AB üyesi olması ile oluşan süreçteki milliyetçi yaklaşımlar, kilise ve EOKA’nın rolleri de ayrıca incelenerek Kıbrıs’ın ilerideki mukadderatı resmedilmeye çalışılmıştır.

Altıncı bölümde ise, kitabın genel olarak değerlendirmesi yapılmış ve özellikle de Avrupa Parlamentosunun ve Haçlı Dünyasının (kiliselerin) Kıbrıs Türkleri ile ilgili çizdiği plan resmedilmek istenmiştir.

Netice itibarıyla, elinizdeki bu kitap kahraman Kıbrıs Türklerinin varoluş mücadelesinde nerelere sürüklendiklerini gösteren bir çalışma olmuştur. Kitapla birlikte arzulanan hedef, tüm Türk Dünyasına Yavruvatan’dan bir haykırış gerçekleştirmektir. Kıbrıs Türkleri asırlardır nice zorluklar baskılar karşısında kimsenin etkisine girmeyen, onurluca direnen kahraman ve asil bir millettin parçasıdırlar. Anadolu’nun bir uzantısı, Türk camiasının ayrılmaz ve çözülemez bir uzantısıdırlar. Osmanlı idaresi altında kalan bu adada, Türk kültürü ve Türkçülük mefkûresi bugüne kadar sökülüp atılamaz bir konumda iken, şimdi niye “Kıbrıslılık” idealinin yaratılmak istenmesinin köklerini de inceleyen bu araştırmada dış unsurların öz niyetleri gösterilmeye çalışılmıştır.

Kitabı büyük bir sabırla okumanızı diliyorum. Ümit ediyorum ki Kıbrıs Türkü’nün üzerine yapışan “kenelerin” esas gayeleri tarafınızca da tespit edilecektir. Şunu da belirtmekte fayda vardır ki, Kıbrıs davası bugün Anavatan’da tek bir partiye mal edilemeyecek kadar önemli bir davadır. Kıbrıs davası tüm Türk ulusunun Batı karşısındaki namus davasıdır. Bunu görmezden gelerek siyasi hariciyemizin veçhesini “Birleşik Kıbrıs” adı altında değiştirme çabasına gidilmesi gerçekte kabul edilecek durum değildir. Lakin, tarihin kendini yeni acılara yenilememesi için kitapta anlatılan hususlar dikkate alınmalıdır. Zira, adadan Türk askeri çıkması için oluşturulmak istenen “birleşik Kıbrıs” sonucunda Türkiye Cumhuriyeti’nin 1919 öncesine götürülmek isteneceği ve “mülk edinme, serbest dolaşım” dayatmaları neticesinde Anadolu’dan toprak kaybetmesinin sağlanmayacağını kimse garanti edemez. Tüm bu hususlar mülahaza edildiği zaman, Anavatan’daki Türk hükümetinin ve KKTC hükümetinin kararlı bir şekilde dünyaya “tanınma” çağrısını başlatması elzemdir. Yoksa geride telafi edilemeyecek karanlık bir süreç hem Kıbrıs Türkünü hem Türk milletini bekliyor olacaktır...

Bu kitabın hazırlanmasında, maddi ve manevi her zaman yanımda olan başta Babam Adnan Gözügüzelli, Annem Güray Gözügüzelli, Ağabeyim Vedat Gözügüzelli ve eşi Afet’e, kardeşim Yusuf Gözügüzelli ve eşi Emel’e yürekten teşekkür etmek isterim.

Kıbrıs davası ile ilgili uzunca bir süreden beri “Ayşe Kocatürk” adı ile yaptığım mücadelede bana destek veren pek çok insanla karşılaştım. Onları tek tek bu satırlara yazmam zor olacaktır. Bu sebeple Kıbrıs milli davasında gerçek anlamda yürek koyarak desteğini ve emeğini esirgemeyen tüm kişilere de teşekkür ederim.

Bununla birlikte yazmış olduğum kitabımın basımı konusunda beni defalarca basıldı basılacak şeklinde bekleten çok kişi olmuştur. Lakin, Togan yayınevi sahibi Sayın Hasan Gürbüz ve ekibi, vermiş olduğum mücadelemde, birçok özveride bulunarak kitabımın basılmasına imkan vermiştirler. Bu nedenle, başta Sayın Hasan Gürbüz’e çok teşekkür ederim. Özellikle de kitabımı inceleyen ve önerileri ile bana ışık tutan Sayın Cihan Piyadeoğlu’na ve Sayın Ozan İşleten’e sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Diğer taraftan, Halkla ve Olaylara Tercüman gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Sayın Ufuk Büyükçelebi’ye Kıbrıs konusunda yazdığım her yazıyı korkusuzca neşrettirdiği için teşekkürü borç bilirim. İnternet dünyasında Türk davası için mücadele veren kıymetli büyüklerim ve arkadaşlarıma da yazılarımı yayımladıkları için ayrıca teşekkür ederim.

Özellikle de üniversitede okuyan ve Kıbrıs aşığı olan tüm genç arkadaşlarıma, kitabım ile ilgili benle sancılı günler yaşayan can kardeşim Sayın Serdar Yüksel’e, kitap konusunda öneriler getiren Sayın İkbal Vurucu’ya ve Abdülkadir Koç’a, manevi destek veren başta Sayın Canan-Oktay Aksoy, Prof.Dr. Remzi Çetin, Çağatay Civan, Mustafa Kemal Öztürk, Özhan Ayaş’a müteşekkirim. Benim mücadelemde her zaman yanımda olarak destek veren, Saygıdeğer Mustafa Yıldırım, Reha Taşkesen, Prof. Dr. Mithat Kerim Arslan, Prof.Dr. Fethi Murat Doğan, Mustafa Nevruz Sınacı, Yüksel Özgür, Bahadır Bumin Özarslan, Abdullah Buksur, Servet Kabaklı, Ahmet Demirci, Arslan Küçükyıldız, Semih-Güner Balbaşoğlu, Av. Ali Çetin Tarcan, Ahmet Dolapçı, Necla Şener, Emel Ümit Pusat, Ogün Ozansoy, Mustafa Kemal Mahdum, Şenol Ateş, İrfan Yücel Bıçakçı, Arif Hacımurtazaoğlu, Kürşad Zorlu, Çağatay Han Torun, Mustafa Özer, Baykut Akyılmaz, Başak Baykul, Ayşe Gökşin Say kardeşlerime de teşekkür ederim.

Manevi olarak her zaman yanımızda olan davamıza elinden geldiğinde yardımcı olmaya çalışan, yaptığı çalışmalarla üst düzey yetkililerin sevgi ve saygısını kazanan Samandıra Belediyesi Özel Kalem Protokol Müdürü Hasan Çelik’e teşekkür ederim.

Kıbrıs davasına sonsuz hassasiyet gösteren tüm maddi manevi varlığıyla kendini Türk milletine adayan saygıdeğer Ceyhan Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü beyefendiye sonsuz saygılarımla..
Karadeniz gazetesi, Günboyu gazetesi, Söz Gazetesi, Çorum Gazetesi ve diğer yazılarımın neşredildiği gazetelere, elbirligidernegi.org.tr, Yurt-seven.net, asaha-ber.net, tkhaber.net, efrasyap.com, hakimiyetimilliye.org, kuvayimilliye.gen.tr, alanyagazete.com, acikistihbarat.com, yaylahaber.com, turkiyehaber.com, temizeller.net, cesurha-ber.com, 21yyte.org, ytm.org, huryildiz.com, merhabageb-ze.com, odaksevgi.biz, turkcelil.com, yenicag.az, aktueldergi.org, sicakgundem.com, odaksevgi.biz, yurtpartiliyiz.biz, turan.tc, avrupagazete.com, haberizmit.com, politikadergisi.blogspost.com, turkayyildiz.org, fikiryolu.com, kktcgun-cel.com, turkcini.com, volkangazetesi.net, haber24.net.tr, bizimavrupa.com, greekmurderers.net, unibozkurt.com, durali-dogan.com, mehmetcik.gen.tr, vatanbir.org, haberanadolu.com, toplumsalhaber.org, turkatak.gen.tr, hayrabolu-tarim.com, ahmetdursun374.blogspost.com, akumil.gen.tr, avrasyagundemi.com, 1000zet.de, tekbayrak.com, turkcuturancilar.com, onurluhamle.com, millethaber.com, tarihistan.net ve adını daha yazamadığım diğer site sahipleri olan tüm büyüklerim, kardeşlerime da yazılarımı yayımladıklarından ötürü teşekkürü borç bilirim. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde binbir zorluklarla kurmuş olduğu Yakındoğu Üniversitesi Eğitim kampusüyle Kıbrıs davasının her zaman yanında olan Kurucu Rektörü Sayın Suat Günsel’e de teşekkür ederim.

KKTC’den özellikle de manevi anlamda her zaman yanımda olan kardeşim Tolga Atakan, Dr. Fazıl Küçük’ün oğlu, Halkın Sesi Gazetesi sahibi ağabeyim Mehmet Küçük, Hocalarım Kamil Özkaloğlu ve Prof.Dr. Ata Atun, mücahitlerin direkleri olan başta Yılmaz Bora, Vural Türkmen ve diğer dernek başkanlarıma, Volkan gazetesi Genel Yayın müdürleri Sabahattin İsmail ve Aydın Akkurt’a da teşekkür ederken, ayni zamanda geçmişten günümüze korkusuzca mücadele veren tüm kahraman Volkan ile TMT Mücahitleri’ne ve Kıbrıs Barış Gazilerine, ayrıca Eren Hüseyinoğulları’na, Hasan Hasanbulli’ya, Elita Yapı Endüstri ve Malz. Tic. Ltd. Şti.’ne, Ali Öncü ağabeyimize, Ahmet Yabuloğlu’na, kitabın düzenlemesinde büyük emeği geçen Burhan Maden ve Ece Özbaş’a sonsuz teşekkür ederim.

Son olarak, Kıbrıs milli davasında büyük bir duyarlılık gösteren Sayın Devlet Bahçeli, Zeki Sezer, Deniz Baykal, Muhsin Yazıcığolu, Tuğrul Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Yaşar Okuyan, Nevzat Ercan, Oktay Vural, Cihan Paçacı, Şenol Bal, Mehmet Ekici, Kamil Erdal Sipahi, Süleyman Yağız, Ali Arslan, Tayyibe Gülekve tüm vekillerimize teşekkür ederim.

Emete Gözügüzelli www.aysekocaturk.com
email: emete.gozuguzelli@gmail.com

Kitap talebi için iletişim no: KKTC cep: 0533 865 0457, TC cep: 0505 829 3409

2 yorum:

Adsız dedi ki...

beklediğim kitap :)
ellerine sağlık ayşeciğim
iyi ki varsın
kardeşin pınar

Erol Arıkan dedi ki...

ablacım kıtabın gercekten beklenılen vede gercekten bır cok yasa hıtap eden uslubunla gerek genclıge gerekse gerekse kıtabında var olan bır cok olaya sahıtlık yasamıs yaslara hıtaben cok seyler sunacagı kanısında oldugumu belırtır hakkında hayırlısı olması sebebı ıle sana tum hayatında CENABI HAKKIN yanınd olması ıle bırlıkte basarılar dılerım...

Yazı Hakkındaki Yorumunuzu Bırakın

© Blogger Templates | Tech Blog