Yeni Sitemizde Yayındayız

Politika Dergisi Sayı 15

href="http://www.politikadergisi.com/sites/default/files/PD15.zip">Politika Dergisi Sayı 15'i İndirmek İçin Tıklayın.

 

16 Mart 2008 Pazar

Çok ve Boş Konuşanlar

Acayip bir milletiz azizim.
Konuşması gerekenler susar, susup utanması gerekenler daha çok yükseltirler seslerini!
Bu halkın ümüğünü sıkar, cebindekileri "ekonomi şahane gidiyor" safsatasıyla boşaltırsınız sesini çıkarmaz. Ancak şehitlerinin kanının yerde kalmış olma ihtimali açar gözlerini.
Dönüp dolaşıp aynı şeyleri yaşar yine de ders almaz, yeniden karşılaştığımızda şaşırırız. Sil baştan!!
Akp'nin kapatılma davası haberini radyodan Mehmet Barlas'ın sesinden duydum.
Küçükken şımarık çocuklar vardı, oyunda yenseniz bile kazandığınız bilyeleri vermek istemez, mızıkçılık yapar acındırırlardı kendilerini, kazandığınız bilyeleri vermemek için...
Mehmet Barlas da böyle bir çocuğun ses tonunda, mızmızca omuzlarını silkiyormuş gibi "demokrasi ayıbı" ve "insan hakları"ndan bahsediyor, dizlerine hafiften vuruyordu.
Neden üzüldüğünü açıkçası anlayamadım.Türkiye AKP'nin bu vurduyduymaz, keyfi ve bilgisiz yönetimi sonucunda son hızla, paldır küldür bir ekonomik krize ilerliyor.Zaten kapatma davası açılmasaydı da, artık "AKP kurmayları" nın pek sevdikleri lafebeliğiyle ve yanlış hesaplarla kurtarabilecekleri bir durum olmayacaktı ortada. Halk söylenmeye başlamış, işsizlik, geçim sıkıntısı, tepedekilerin "deli dumrul" tavırları herkesi rahatsız etmişti. Amerikanın "get out"undan sonra "yallah"lanan Türkiye apar topar Kuzey Irak'ı boşaltmış ve yine başbakan Amerikan basınına açıkladığına göre PKK'nın terör ödülü olarak, eski sandıklardan çıkarılmış cilalı gap ve kürtçe televizyon primleri sunacaktı. Liboşların gözü açılmıştı. Belki de gemiyi terk eden fareler gibi bir an önce uzaklaşmak istemişlerdi, bu batması kesin gemiden.
Zaten gemi batacaktı yolun ucu görünmeye başlamıştı, acaba bu kapatma davası, bu adamların tam da ihtiyaç duydukları bir zamanda, çok iyi becerdikleri mazlum edebiyatı ve takiyeyle daha da güçlenmelerine yol açar mıydı?
Bu "AKP Kurmayları" kadar konuşmayı seven az adam gördüm mirim. Liderleri de pek seviyor ya günde üç beş kez konuşmayı, bunlar da pek düşkünler. Dava haberi kulaklarımıza henüz ulaşmış, biz bu fikre yeni alışmıştık ki, her taraftan yorum bombardımanına tutulduk. Kıdemine, mevkine bakan, bakmayan homur homur homurdandı, bazıları biz bu durumdan güçlü çıkacağız dediler, bazıları liboşlardan öğrendikleri "demokrasi", "insan hakları", "16 milyon küsür seçmenin getirdiği.." sözlerini gevelemeye başladılar hemen.
Anlaşılmaz bir ülke burası sevgili dostum. Hukuku bildiğini söyleyen, eski sosyalist yeni milli görüşçüler hukuka sığmayacak açıklamalar yapar da başbakan durur mu?
Haftasonu bütün kanallarda kapatma davası yorumlarının arasında, gençlik kolu toplantıları, kadın kolu toplantıları izleyip durduk. Başbakan'ın bir konuşmasına yine radyodan rast gelip acaba kapatma davasıyla ilgili ne söyleyecek diye dinledim. Size burda konuşmasına dair gülünmeden anlatılabileceğim ciddi bir şeyler olmasını çok isterdim. Ama yoktu.
Başbakan konuşmayı çok seviyor.
Çok da konuşuyor.
Kurmayları gibi.
Ama hiçbirşey söylemiyor. Alkışlaması için parayla ya da nohutla tutulmuş bir güruh, maçtaymışcasına, başbakanın söylediklerini alkışlarken, başbakan da aslında hiçbirşey söylemiyordu.
Bu ülkede şakşakçı çoktur. Aslında çocuğu olma ihtimali olmayan bir transseksüel "askere oğlum olsa göndermem" dediğinde bile bunu alkışlayan birkaç şakşakçı çıkar.Başbakanın Cumartesi akşam ve Pazar öğleden sonraki konuşmalarında da aynı boş alkış vesilesi cümlelere rastladım.
"Başbakan:Biz ne dedik? (sessizlik)
Biz sizi seviyoruz./Biz size sevdalıyız. (alkışlar."Türkiye Seninle Gurur Duyuyor" tezahüratları)
Ve başbakan eliyle izleyicileri kendilerine takdim edip
İşte Cumhur, İşte Halk Burada"
Anlayan beri gelsin.Bu adamlar hakkında gerekçeleri çok mantıklı olan bir dava açıldı.Belki bu gerekçeleri daha genişleterek sadece laiklik değil "vatanı satmak" suçlaması bile yapılabilirdi. Babacan ve Gül'ün Amerika'yla yaptıkları gizli "Kuzey Irak'a Girmeme Anlaşması" vatanı satmak değil de nedir?
Ama Babacan Kanal 7 Pazar sohbetinde, aslında ABye giriş için daha ısrarlı olmamız gerektiğini, söylediklerinden alınmamamızı salık veriyordu. Hangi ABden, hangi yüzle bahsettiğini anlamakta zorlandım doğrusu.
Kafa tutma konusunda sınır tanımayan, kenttaşlarının bile yuhaladığı, hukukçu! Bülent Arınç "Ölüm en büyük gerçek. Bunu başsavcı da görmeli, herkes görmeli" diyebiliyor.
Kendine hukukçu da diyebiliyor.
Bense bu ne utanmazlık, bu ne saygısızlık, bu ne gözü karalık diye geçiriyorum içimden.
Sonucu ne olacak bilmiyorum, ama Akp hakkında bir kapatma davası açıldı. Akp geçmişte de her seferinde uyarılardan ders almamış ve gerilimi tırmandırdırmıştı. Şimdi de iğneyi görünce ağlamaya başlayan mızmız çocuklar gibi ağlayıp bağırmaya, kendini acındırmaya başladı her tarafıyla.
Bu iğne süreci pek de çabuk geçmeyecek.Akp kabul etse de etmese de, Cumhuriyet rejimine karşı olan hemen tüm hareketleri için savunma verecekler.
Ve bu süreci mahalle kabadayısı edasıyla, geçmişte çiftçiye, işsiz babasına, şehit anasına yaptıkları gibi ağızlarından köpükler saçarak geçirmeleri, ellerinde kalan gözü açılmamış ve tarikat bağıyla bağlandığı için kolay açılmayacak, o zümre dışında kimseyi etkilemeyecektir.
Ama burası garip memlekettir azizim. Bir bakarsınız, bu davada adı geçtiği için övüneni övünmeyeniyle, birilerini delikten süpürmüşler ve yerlerine başka birileri gelivermiş. Bizse bunların bize bıraktığı borçlar ve buhranla kalakalmışız.

Özgür Pınar Işık
İddianameden:
"Şeriat hedefine ulaşmada, demokrasiyi bir araç gören bu zihniyet, “gerçek amacını doksanlı yıllardan sonra dünyada küreselleşmenin merkez güçlerinin ülkemiz ve bölge ülkeleri için ürettiği ‘ılımlı İslam’ ideolojisi ve onun siyasi hedefi ‘Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) eşbaşkanları sıfatıyla söylemlerini insan hakları, demokrasi, din ve vicdan özgürlüğü, öğrenim hakkı gibi asıl referansları olan şeriatla hiç bağdaşmayan kavramların arkasına gizlenerek” göstermişlerdir."

3 yorum:

Mücahit Önder dedi ki...

Yine mükemmel bir yazı. Ellerine sağlık Pınar Hanım.

Gökhan DAĞ dedi ki...

İyi ki Varsın.

Handegül Canlı dedi ki...

Hairka bir yazı.Gerçekler ancak bukadar güzel bir üslupla anlatılabilirdi bunu da ancak Özgür Pınar Işık yazabilirdi...Tebrik ederim.

Yazı Hakkındaki Yorumunuzu Bırakın

© Blogger Templates | Tech Blog