Yeni Sitemizde Yayındayız

Politika Dergisi Sayı 15

href="http://www.politikadergisi.com/sites/default/files/PD15.zip">Politika Dergisi Sayı 15'i İndirmek İçin Tıklayın.

 

3 Mart 2008 Pazartesi

Suç Ve Ceza

"Türkiye'nin hukuk sisteminde mal her zaman candan daha kıymetli olmuş; mala verilen zarar, cana verilenden daha ağır biçimde cezalandırılmıştır." bunu ben söylemiyorum, İstanbul Barosu avukatlarından Arzu Özler söylüyor. Arzu Hanım'ın tezini destekleyen bir örnekleme yapmak gerekirse; eğer siz birinin gözünü çıkartırsanız bu hukuk sistemimize göre iki ila üç yıl arasında cezalandırılır ama birinin gözlüğünü alıp kaçarsanız bu durum altı ila sekiz yıl arasında cezalandırılmanızı sağlar.

Sanırım bu durum cezaların amacından sapmasının da yolunu kesin şekilde açıyordur, çünkü birinin canına kasıtta bulunduğunuzda en ağır şekilde cezalandırılmak bir yana caydırılmış bile olmuyorsunuz, üstüne üstlük namus cinayeti, ağır tahrik, iyi hal gibi durumlarla indirime uğruyor çekilmesi gerekli cezanız Dahası MHP-DSP-ANAP koalisyonunda yapıldığı gibi hesapsız bir afla salıverilme, cezayı çekmeme ihtimali de oluşmuş oluyor. (Koalisyon döneminde yapılan affın hesapsızca ve cahilce yapıldığını gösteren en çarpıcı nokta birine tecavüz eden kişinin af kapsamı dışında, tecavüz ettiği kişiyi öldürenin af kapsamı içinde kalmasıydı.)

Anayasamızda açık şekilde belirtildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Yani insanların yaşamak temel alınarak bütün hak ve hürriyetleri yasalarla güvence altına alınmıştır. Ama yukarıdaki örneklerde belirttiğim üzere bizim yaşamsal haklarımızı güvenceye alan kanunlar yetersiz kalıyor, cezalar yeteri kadar caydırıcı değil. Üstelik sapla samanı ayırmayı bile beceremiyoruz, açlık ve çaresizlik yüzünden hırsızlık yapan ya da yapmak zorunda bırakılan kişinin yakalanması halinde karşılaştığı durum kesinlikle yabancı istihbarat servisi uşağı olup cinayet işleyen haplanmış, gözü dönmüş, zeka yoksunu katillerin karşılaştığı durum ile aynı değil. (Birine işkence ederken, diğeriyle Türk bayrakları önünde keyifle fotoğraf çektirebiliyoruz.)

Hrant Dink öldürüleli bir yıldan fazla oldu ve bir yıldır gazeteler, televizyonlar, dergiler, radyolar yani bütün kitlesel iletişim araçları cezaların yetersiz olduğunu haykırıyorlar. Hatta cesur birkaç kişi toplumun önüne çıkıp iktidar kanalıyla devletten Hrant Dink'in, Gaffar Okkan'ın, Uğur Mumcu'nun, Abdi İpekçi'nin hesabını soruyorlar.

Oysa iki yüzden fazla milletvekili, bir kabine dolusu bakan, mahalle delikanlısı üsluplu başbakan ve cumhurbaşkanlığı köşküne onlar tarafından seçilip yerleştirilen bir cumhurbaşkanı gözlerini ve kulaklarını tıkamış neyi tartışıyorlar?Türbanı..!

Yani ülkemin iktidarı hukuksal yetersizliğimizi, giderek bozulan hataları var olan hukuk sistemini tartışacağına, korkusuzca (ya da kendileriyle bağlantılı çıkmasından korku taşıyarak da olsa) işlenen cinayetleri tartışacağına tabanının oylarını kaybetme korkusuyla yüzde ikinin problemine yoğunlaşmışlar başka bir şey görmüyorlar ya da dürüst olmak gerekirse görmeyi istemiyorlar.

Başbakanımızın en çok sevdiği söylev elbette ki "kimse bir şeyler üzerinden siyaset yapmasın" sözüdür. Şehit askerlerden bahsedilince "kimse asker üzerinden siyaset yapmasın" demesi örnek gösterilebilir bu duruma. Şimdi sayın başbakan'a kendi üslubuyla seslenmek istiyorum, ne de olsa insan en çok kendi dilinden anlar;

SAYIN BAŞBAKAN, BAŞBAKANLIK YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR, SEN EĞER TÜRBAN İÇİN HARCADIĞIN ENERJİNİN YARISINI YUKARIDA BAHSETTİĞİM HUKUKSAL AKSAMALARI DÜZELTMEK İÇİN HARCASAYDIN ŞİMDİ SANA HESAP SORAN HERKES ARKANDA DURUP SENİ ALKIŞLIYOR OLURDU. KİMSE YANİ NE SEN NE PARTİNİN VEKİLLERİ NE DE EN YAKIN ARKADAŞIN OLAN CUMHURBAŞKANIMIZ, ÜLKENİZİN İNSANLARI REFAHA ERMEDEN, YAŞAMA HAKLARI GÜVENCEYE ALINMADAN, KADER MAHKUMLARINA EZİYET EDEN SİSTEMİN SAPIKLARI KATİLLERİ KORUMASINA BİR SON VERİLMEDEN, SAPLA SAMAN AYRILMADAN, HANGİ TARAFTAN OLDUĞU BİLE BELLİ OLMAYAN KARAKTERSİZ, TERLİ ŞARKICILAR BİR GAZETECİYİ HUNHARCA KATLEDEN GÖZÜDÖNMÜŞ KATİLLERİ ÖVEN ŞARKILAR YAPTI DİYE CEZALANDIRILMADAN, FAİLİ MEÇHULLER AYDINLIĞA KAVUŞMADAN, TUZLA TERSANESİNDEKİ ÖLÜMLER BİTMEDEN, ÜLKENİN ASKERİNİ DE TOPRAĞINI DA SATMAKTAN VAZ GEÇMEDEN, EĞİTİM VE SAĞLIK SİSTEMİNDEKİ BÜTÜN SORUNLAR BİR ÇÖZÜME KAVUŞMADAN, SAYENİZDE DEĞİŞTİRİLEN POLİS YASASI YÜZÜNDEN ALTI KİŞİYİ ÖLDÜREN POLİSLER AĞIR ŞEKİLDE CEZALANDIRILMADAN, HEM SİZ HEM DE BAKANLARINIZ KENDİ ARKADAŞLARI OLAN İŞADAMLARINI KAYIRMAKTAN VAZGEÇİP DEMOKRASİNİN TEMELİ OLAN EŞİTLİK İLKESİNE DÖNÜLMEDEN, HAVANDA SU DÖVER GİBİ BOŞ, YÜZEYSEL, SADECE KENDİ TİRBÜNLERİNE OYNAMAK AMACIYLA TÜRBAN ÜZERİNDEN SİYASET YAPMASIN. ŞUNU İYİ BİLİN Kİ “LAN” DİYE HİTAP ETTİĞİNİZ ANNESİNİN ADINI AĞZINIZA ALMAK CÜRETİNDE BULUNDUĞUNUZ ÇİFTÇİNİN ARKASINDA SİZİN ARKANIZDA DURANDAN DAHA ÇOK İNSAN DURUYOR. DÜNYA TARİHİ ŞAHİTTİR, İYİLER ÇOK GEÇ DE OLSA, KISA DA SÜRSE HER ZAMAN KAZANIR VE CİNAYETLERE GÖZ YUMANLARIN İŞLEYENLER KADAR SUÇLU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜRSEK KAZANAN İYİLER İKTİDARDAKİLER OLMADIĞI ANLAŞILACAKTIR.

Onur Ümit

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Tebrikler
Çok net ve açık bir yazı
ellerinize sağlık

Tijen Bulut dedi ki...

Çok başarılı bir yazı gerçekten, yaşanılan herşey açıkça anlatılmış.
Tebrik ederim
Düşüncenize ve elinize sağlık.

Yazı Hakkındaki Yorumunuzu Bırakın

© Blogger Templates | Tech Blog