Yeni Sitemizde Yayındayız

Politika Dergisi Sayı 15

href="http://www.politikadergisi.com/sites/default/files/PD15.zip">Politika Dergisi Sayı 15'i İndirmek İçin Tıklayın.

 

10 Ocak 2008 Perşembe

Suçlamadan Önce Dünü Düşünmek

Bir düzen yaratma iddiası en azından bazı kesimler için ortada bir düzensizliğin var olduğunun göstergesidir. Düzeni yaratmak istemenin en kötü düzen bile düzensizlikten iyidir söylemiyle şekillendiğini düşünmek herhalde ki yanlış olmaz. Değiştirilemeyen bir düzen kötü bir düzendir sözünü söyleyenleri belki şu an için hayatta göremiyoruz; ama en azından doğru bir noktaya basmadıklarını şu an için görebiliyoruz. Gerçi bu sözü söyleyenlerin deneme ustası Montaigne zamanında veya ondan önce yaşadığını size söylersem belki de kendimi ve sizi aynı anda yanıltmış olurum. Bu yanıltma da daha önce bizi yanıltmamdan kaynaklanır. Bu sebeple yazımın asıl konusu olan tarihsel durumları bugünün koşullarıyla değerlendirme yanlışlığına geçebilirim.

Zamanımızın suçlanan bir lideri var ve bu suçlanan lider ne yazık ki bizim insanımız tarafından suçlanıyor. Bizim insanımız tarafından suçlanan ise yine bizim efsanevi liderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK. Burada tüm milletimizi Atatürk'ü suçluyor diye nitelendirmiyorum; çünkü bu nitelemeyi yapsam bu yazıyı yazacak gücü kendimde bulamayacağımı çok iyi biliyorum. Ayrıca bu tarz bir nitelemeyi yapacak olursam bu yazıyı yazmamda ki amaç nedir ve ben bizden değil miyim diye merak ederdim. Kendi üzerimdeki olası suçlamalardan kendimi bertaraf ettikten sonra, liderimiz üzerindeki suçlamaları bertaraf etmeye koyulabilirim.

Liderimiz Atatürk'e yapılan suçlamaların odak noktasını Misak-ı Milli sınırları oluşturuyor. Misak-ı Milli'deki sınırlardansa genelde Musul ve Kerkük üzerine yapılan yorumlar göze ve kulağa çarpıyor. Atatürk'ün sınırlarımız belirlendiğinde Musul ve Kerkük'ü neden Türkiye dahil etmediği tartışılıyor. Tartışma sonrasında ise, bu petrol coğrafyasına sahip olamadığımız için, liderimiz var güçle eleştiriliyor; ama kimse İç Anadolu Bölgesi'nden daha büyük bir coğrafyada şu anda yaşadığımızı göremiyor. Kısacası kimse tarihi bilmiyor ya da herkes tarihi biliyor ve onu (tarihi) kafasına pek takmıyor.

Tarihi günün koşullarına göre yorumlamak saçmadır. Tarihi tarihin gerçekleştiği ana göre yorumlamak hem tarih için, hem de tarihin şanlı insanları için belki de en iyisidir.

Kısa bir bağlamda bugünü değerlendirmem gerekirse, Atatürk için belki zamanında Ankara'yı korumak çok gerekli değildi; çünkü oranın bize bırakıldığı belliydi. Ama şimdi Ankara'yı korumak o zamankinden çok daha değerli hale gelmiştir. Bu tarihin bize bir şantajıdır.

Teşekkürlerimle, okumadaki sabrınız ve ilginiz için.

Gökhan DAĞ


1 yorum:

Meltem Yaşar dedi ki...

Dediğin gibi Gökhan arkadaşım ya kimse tarih bilmiyor ya da umursamıyor.Tarihte alınmış kararları, bugünün şartlarına göre değerlendirmek ve eleştirmek ne derece doğru !? Tarih o dönemin şartlarına göre değerlendirildiği sürece anlaşılır. Bu konuya değindiğin için teşekkürler.

Yazı Hakkındaki Yorumunuzu Bırakın

© Blogger Templates | Tech Blog